eski
ispanyol haritacılarının sevgilileri, harita çizilirken,
"benim için de bir ada çiz" derlermiş. ispanyol
haritacısı da sevgilisi için gerçekte olmayan bir ada
çizermiş. eski ispanyol haritalarında böyle "sevgiliye
armağan adacıklar" olurmuş.
bu ada senin için çizildi PRENSES
|
|
|
|
|
|
|
|
umudun başladığı yer mi, bittiği yer mi?...
...
marco polo’dan daha öncesinde yaşamış bir gezginci, ümit burnu’na gelmiş. ’’burası bulutları altına alacak kadar derin bir uçurum, dünyanın bittiği yerdir.’’ demiş. bittiği yer.....
...
bir yamaçtayım ,....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
batıdan yükselerek şimale giden yıldız, doğudan yükselen güneşine bırakır kendini. soğuk kuzeyin tek yıldızı koca bir güneşe , yılgınlıkla mücadele arasındaki güneş ise daima aynı parlaklıkta ve güzellikteli yıldızına sımsıkı sarılır... yönleri yolla....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
...
...
...
gece karanlıkta gördüğü gölgeye aşık olmuştu , peşi sıra koşmuştu... ama o her koştuğuna gölge'de onunde kaçıp gidiyordu......
...
devamli uzaklaşıyordu......
...
on....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
sonsuzluk koyuyorum adını sensiz günlerin, senli günlerle takas ediyorum.yokluğun diye bir şey yok bende, ben seni sonsuzluk kadar çok ama çok seviyorum... ...
...
günden güne yok olmaktayım. bütün ışıkları attım bir kenara anlamıyor musun? gökyüzü g....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
kalpsİz...
...
o daha baharinda bİr delİkanliydi hayatta tek yaptği çalişmak ve para kazanmakti.hem okumaya calişiyor hemde okul masraflarini çalişarak karşiliyordu.aİlesİne olan düşkünlüğünü kİmse yikamaz ve aİlesİnİn sözünden çikmazdi.lİseyİ bİtİrd....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
İnfazını bekleyen mahkumum
İlmik boynumda değil kalbimde duruyor
kırılan kalem, canımdan ziyade umudum
İlmik boynumu değil kalbimi sıkıyor
....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
puvatyadan mağlubiyet duyulur
yıkıntıları omuzlarımda.
kurtubam,
güzel şehrin minareleri, kubbeleri
sarayları..
esmer bir alem üzerinde
duman tütmekte,
bir kaç saatte silinmez ki,
baktığın şey yenilginin i....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
avucunda tuttuğun hayatlar
ince, kemikli parmaklarının arasında,
donuk ve mat, soluk
bir anlatımla ömürler var hayatından,
çok şey değişmiyor aslında,
zorunluluklar alıştırır,uzanıp kısalır,
silinir,tekrar yazılır avucund....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
kaderimsin
kaderimde ne olacak bilmiyorum ama
önümdeki elli yıl boyunca tek bir aşk daha istemiyorum
istemiyorum artık
yapayalnız kalayım
her gün batımı, deniz kenarında
yahut bir dağ başında
yanımda hayali eşlik ets....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
duyuru: kendimi kaybettim, hükümsüzdür.
satılığa çıkardım kalbimi
tüm alıcılara sesleniyorum
acı, gözyaşı, gam, keder
ne varsa ayrılığa dair
her şeyi yaşadı bu gönül
tüm acıları birinci el
kullanılmamış, saf ve temiz
s....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
özgün'üm,
içimin güler yüzü,
yaşanılası iklimim hoşgeldin.
(adımın çapraz yazılması kimin
umrunda...
denize düşen yılana öykünür
biraz da...)
bir aralık sızıverdin işte
ömrümüzün en gevrek zamanı...
çıt diyor kırılıyoruz,
öfke kadar saydamız o zamanlar
ve kırılgan
bıçak kadar!
kızım demeyi öğrettiğin için
o tanrısal kokun
ve gülüşündeki baban için
ki hala zilleri çalıp kaçmak istiyorduk
yarım yamalak aşk kırıntıları
tabakta bırakılmış, yazık atılacak bir sevda
haritası,
hatta el değmemiş delilikler istiyorduk...
çocuktuk daha
büyümeye direniyorduk,
iş toplantılarında lolipop zamanlar düşlüyorduk
ama sızıverdin işte...
bir avuç yeşil gevrek rokaydık,
mayışmamıza bir limon yetecekti...
biz garsonu bekliyorduk,
sen çıkageldin...
hoşgeldin özgün'üm...
kızım kızgınlığım...
bilmiyorduk daha,
objektiflerin objektif olmadığını,
ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
meğer doyurmak çok zormuş
içimizdeki hayvanı...
habersiz geldin, kusura bakma
ortalık biraz dağınıktı...
şimdi hemen toparlarız sanıyorduk,
olmamıştık daha...
işin zor kızım,
hem büyüyecek
hem bizi büyüteceksin...
baban mı var, derdin var kızım...
hoşgeldin kızım,
içimin gülen yüzü, hoşgeldin...
not: umarım, yılmaz erdoğan isimleri değiştirdiğim için kızmaz...
|
 |
 |
 |
 |
|
|
|